Haberler
Moderator
Asena Yatağan / İSTANBUL - MİT Başkanı İbrahim Kalın, STRATCOM Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen “İletişimde Yeni Paradigma: Bilgi, Güç ve Anlatı” panelinde konuştu. Kalın özetle şunları söyledi:
Bir aydır devam eden İsrail-ABD-İran savaşının ortasında bulunuyoruz. Bugün itibarıyla da bu savaşın bütün bölgeye yayılmaması, daha yıkıcı hale gelmemesi için çabalarımızı yoğunlaştırıyoruz. Fakat maalesef İsrail’in başlattığı bu bölgesel savaşın giderek bir küresel krize dönüşmesi ve Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle 8 milyarın bedelini ödediği bir savaşa dönüşmesi şu anda fiili bir gerçeklik olmaya doğru hızla ilerliyor. Tüm çabamız öncelikle bu savaşın bir an önce sona ermesi olacaktır.
Bu savaşla birlikte bölgemizde aynı zamanda büyük bir fitne ateşi yakıldı. Savaşın hesaplanan sonuçlarından bir tanesi sadece İran’ın nükleer kapasitesinin ortadan kaldırılması değil, çok daha tehlikeli olarak bölgenin kurucu, asli unsurları olan Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar arasında on yıllarca devam edecek bir kardeş savaşına, bir kan davasına zemin hazırlayacak adımların atılmasıdır. Bunlara karşı Türkiye olarak sonuna kadar teyakkuz halinde mücadele edeceğiz.
‘Dostu-düşmanı biliyoruz’
Hiçbir zaman fitne ateşine odun taşıyan taraf olmadık, olmayacağız. Biz dostun ve düşmanın kim olduğunu bilerek hareket ediyoruz. Bir müzakere masası kurulması için Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Dışişleri Bakanımızın ve bizlerin girişimleriyle günlerdir çok yoğun bir çaba içerisindeyiz. Fakat savaştan önce olduğu gibi savaş başladığından beri her müzakere girişimini, diyalog ve iletişim kanalı açma çabasını sabote eden İsrail’in, son iki günde yaptığı saldırılarla bu girişimleri sabote etmek için, boşa çıkartmak için yoğun bir çaba içerisinde olduğunu görüyoruz. Bu savaşı bitirmek için elimizden gelen çabayı aralıksız bir şekilde gece gündüz göstermeye devam edeceğiz.
Lübnan’da işgal girişimi
İran’a yönelik savaşın uluslararası hukuk açısından bir zemininin olmadığını söylememe gerek bile yok. Fakat bu savaşı başlatanların sadece İran’la sınırlı kalmayıp bölgede birtakım oldu bittilerle Lübnan’da, Suriye’de, Filistin topraklarında ve başka yerlerde fiili durumlar yaratarak yeni imha, ilhak ve işgal politikaları peşinde olduğunu çok iyi biliyoruz. Özellikle Lübnan’da son günlerde yaşanan gelişmelerin 74’te Golan Tepeleri’nde yaşanana benzer fiili bir durum yaratıp bunu bir imha, ilhak ve işgal politikasına dönüştürme girişimi olduğunu görüyoruz. Bunu önlemek için de çabalarımızı yoğunlaştırıyoruz.
İsrail üzerindeki baskının arttırılması, savaşı başlatan aktör üzerinde yoğunlaşılarak bu savaşın bir bölgesel savaşa ve küresel krize dönüşmesini önlemek için çaba sarf etmemiz gerekiyor.